ADALET

Asteğmen maaşımdan devlet memuru ve zengin eşime para gönderip göndermemenin etik olup olmadığını düşünürken, büyük bir gürültü ve sarsıntıyla kendime geldim. Siyah Renault tam benim taraftan jeep e çarpmıştı. İçinden bir sivil çıktı. Sonradan kurmay albay olduğunu öğrenecektim. Küfür ederek şöförüme iki tokat attı.   Ne vuruyorsunuz zaten çok kormuş diye çıkıştım. Arkada ki binadan bir binbaşı koşarak geldi.  Ben hala albayla ağız dalaşı yapıyorum. Askerlik falan kalmamış tam bir sokak ağzı ile tartışma vardı. Binbaşı üniformamı çekiştirerek  albayla öyle konuşma dedi.  Ben de kim olursa olsun askerimi dövemez diye çıkıştım.

Daha sonra ben Mamak Ceza evi  Nöbetçi subaylığıma devam ettim.

Ertesi gün diğer asteğmenlerin hepsinden ayrı ayrı eleştriler hikayeler duyuyordum. Yok sana böyle yaparlar askeri mahkemede yargılanırsın. Askerliğin bitmez falan gibi.. Bölükte komutan yüzbaşım ve  üst teğmen konuşmuyorlardı. Ne olaçağımı biliyorlardı sanki. Sonuna kadar da konuşmadılar.

Ertesi günü ve ilerleyen günlerde de ifadeye çağıran falan olmadı.

Albayı, askerimi dövdüğü için  ve küfür ettiğinden Kolordu komutanlığına şikayet ettim.

İki gün sonra Askeri savcı Ömer Yüzbaşı seni çağırıyor dediler gittim.

Yüzbaşı beni gülerek karşıladı. Oturttu karşısına, bir çay söyledi. Dilekçem önündeydi. Espiriler yaparak olayı sordu. Albayın kurmay olduğunu, bu dilekçe ile kurmaylığının yana bileceğini belirtti. Dilekçeyi geri çekmemi istedi. Hem de hemen. bende hemen refleks olarak çekmeyeceğimi söyledim.

Ömer yüzbaşı birden gerçek kimliğine  büründü veya döndü.  Asteğmenim ayağa kalk esas duruşa geç diye bağırdı. Benim dışımda odadakiler hiç etkilenmemişti. Sanki hergün on defa bu olayı yaşıyor gibilerdi. Bu dilekçeyi geri çekeçeksin. Çekmezen askerliğin bitmez asteğmenim dedi. Anladın mı asteğmenim diye  bağırdı. Çevap vermeyince, Anladın mı asteğmenim diye tekrar bağırdı. Anladım komutanım diye bende bağırdım. Gidebilirsin dedi. Bağırmadan.

Odadakilerde yine bir tepki yoktu. Bakmıyorlardı bile…

Üçgün düşündüm  bazı kişilerle tartıştım. Asteğmenler bu sefer ayrı ayrı fikirde değillerdi. Hepsi birden dilekçeyi çekmemi istiyorlardı. Üsteğmen ve yüzbaşı yine fikir beyan etmediler.

Aşağılık ezilmişlik ifade edemediğim diğer duygularımla, sike sike diekçeyi geri çektim. Onbeş gün sonra bir mahkeme kararı geldi. Sözüm ona mahkeme yapılmış. Bilir kişi raporuna istinaden yüzde yüz kusurlu bulunmuşuz ortaya çıkan hasar bedeli benden ve jeepi kullanan erden istediyordu.

Onu da sike pardon seve seve  ödedik.

Tüm yaşam gibi, kolayca unutmuştum bu aşağılık olayı. Hayatımın son günlerinde koymaya başladı sık sık hatırlıyorum.

Neden?